Erdoğan, Putin ve Lukaşenko ne konuştu? Bişkek'te sürpriz zirve sonrası açıklama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'nde liderler yoğun diplomasi trafiği yürüttü. Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko zirvenin oturum aralarında gayri resmi görüşme gerçekleştirdi. Bişkek'teki zirvede ayrıca 28 belgeye imza atıldı. Erdoğan toplantı sonrası önemli açıklamalar yaptı.
Kırgızistan'ın başkenti Bişkek, Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi kapsamında çok sayıda lideri ağırladı.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un ev sahipliğindeki zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Rusya Devlet Başkanı Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katıldı
ERDOĞAN, PUTİN VE LUKAŞENKO GÖRÜŞTÜ
Zirvenin oturum aralarında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin ve Lukaşenko arasında gayri resmi bir görüşme gerçekleşti.
3 LİDER NE KONUŞTU?
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov'un aktardığına göre üç lider "ayaküstünde" sohbet etti.
Yapılan açıklamaya göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko bir araya gelerek bölgedeki son gelişmeleri, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü’ne katılım sürecini ve ateşkes görüşmelerini ele aldı. Üç lider, bölgesel istikrar ve barış adımlarına yönelik stratejik konuları masaya yatırdı.
Putin'in zirve sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile de kısa bir görüşme gerçekleştirdiği bildirildi.
İlerleyen saatler de Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir araya gelmesi bekleniyor.
ZİRVEDE 28 BELGEYE İMZA ATILDI
Diğer yandan liderler zirvede uluslararası ve bölgesel gelişmelerin yanı sıra güvenlik, ekonomi, kültür ve insani iş birliğini ele aldı.
Zirvenin sonunda terörle mücadeleden yapay zekaya, enerjiden uyuşturucuyla mücadeleye kadar farklı alanlarda iş birliğini kapsayan 28 belge imzalandı. ŞİÖ Bişkek Deklarasyonu da kabul edildi.
İmzalanan belgeler arasında ŞİÖ Şartı'nda değişiklik yapılmasına ilişkin protokol, uyuşturucuyla mücadele alanındaki düzenlemeler ve üye ülkelerin güvenliğine yönelik tehditlerle mücadeleyi kapsayan kararlar yer aldı. Pakistan'ın Lahor kentinin 2026-2027 dönemi ŞİÖ Kültür ve Turizm Başkenti ilan edilmesi de karara bağlandı.
LUKAŞENKO: "ŞİÖ AVRASYA'NIN DAYANAK NOKTALARINDAN BİRİ"
Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko ise zirvedeki konuşmasında ŞİÖ'nün Avrasya açısından taşıdığı role dikkat çekti.
Lukaşenko, "Günümüz dünyasında istikrar, ortaya çıkan engellere rağmen dengeyi koruma yeteneğidir. Bu, yalnızca güvenilir dayanak noktalarının varlığıyla mümkündür. Bugün ŞİÖ, bu dayanak noktalarından biri olarak kabul edilmektedir" dedi.
Bilgi, diplomasi ve ekonomi alanındaki yaptırımlara değinen Lukaşenko, Avrasya'da yeni bir güvenlik yapısı kurulması gerektiğini savundu.
Lukaşenko,
"Bu zorluklara cevabımız, Avrasya'da yeni bir güvenlik mimarisi ve ortak bir güven ve işbirliği alanı oluşturmak olmalıdır. Belarus ve ŞİÖ ailesinin bazı ülkeleri, bu yönde gerekli adımları atmaktadır" ifadelerini kullandı.
PUTİN: ÇATIŞMALARI ORTADAN KALDIRMALIYIZ
Putin ise zirvedeki konuşmasında dünyadaki silahlı çatışmalara değindi.
Rusya Devlet Başkanı, "Silahlı çatışmaları kışkırtan unsurları ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapmalıyız. Çalışmalarımız bu yönde" dedi.
Putin, ŞİÖ'nün yalnızca Avrasya'da değil dünya genelinde büyük bir ağırlığa ulaştığını, örgüte üye ülkelerin dünya nüfusunun neredeyse yarısını ve küresel gayrisafi hasılanın yaklaşık üçte birini temsil ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğandan Bişkekte önemli açıklamalar yaptı.
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
Saygıdeğer devlet ve hükümet başkanları, sayın genel sekreter... Sizleri şahsım ve milletim adına en kalbi duygularımla selamlıyorum. Öncelikle geçtiğimiz günlerde Nepal'de meydana gelen doğal felaket nedeniyle vatandaşlarını kaybeden ülkelere taziyelerimi bildiriyorum.
Kıymetli kardeşim, Cumhurbaşkanı Caparov başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere şükranlarımı iletiyorum. Saygıdeğer mevkidaşlarım, bugünkü buluşmamızda çok kutuplu uluslararası sisteme katkıları ele alacak olmamızı kıymetli buluyorum. Yaklaşık 3,5 milyar insanı ve 35 trilyon dolarlık yurt içi hasılayı temsil eden Şanghay İşbirliği Teşkilatı çok kutuplu düzenin vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir.
"TÜRKİYE OLARAK ÇATIŞMALARDA SORUMLULUK ALIYORUZ"
Asya Pasifik bölgesiyle Orta Doğu'yu aynı zeminde buluşturan teşkilatı, Birleşmiş Milletlerin destekleyicisi ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Şangay İşbirliği Teşkilatı her şeyden evvel bizim bölgesel sahiplenmeyi merkeze alan çok boyutlu dış politikamızla örtüşen bir yapıya sahiptir. Türkiye olarak etrafımızda yaşanan çatışmaların diyalog ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturulması için sorumluluk alıyor, bölgemizde birlikte tüm dünyada barış için huzur ve istikrar için çalışmaya devam ediyoruz. Teşkilatın sadece barış ve istikrarın temininde değil, halklarımızın refahı için çok önemli olan kesintisiz ve güvenli ulaştırma koridorlarının tesisiyle enerji arzı güvenliği gibi alanlarda da rol oynayabileceğini düşünüyoruz.
Ülkemizin teşkilat coğrafyasının Batı pazarlarına erişimi noktasında bilhassa enerji koridorlarının çeşitlendirilmesi ve jeopolitik risklerin yönetilmesinde kritik rolünün altını çizmek istiyorum. Hazar geçişli orta koridor girişimini kuşak ve yol girişimiyle de uyumlu hale getirilmesini istiyoruz. Bu bağlamda teşkilat bünyesindeki işbirliğine büyük önem veriyoruz. Yükselen bir yıldız olarak gördüğümüz Şangay İşbirliği Teşkilatı ile her alanda işbirliğimizi ilerletmenin gayreti içinde olacağız.
Kıymetli dostlar, adil düzen arayışımızın temel gayelerinden biri de hiç şüphesiz gelecek nesillere daha istikrarlı, müreffeh ve yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. İklim değişikliği, düzensiz göç, terörizm, sınır aşan suçlar ve gıda güvenliği gibi meseleler artık birçok ülke için tehdit teşkil etmektedir. Türkiye olarak iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz.

