Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çoklu baroya benzer bir çalışmayı TTB’ye de yapmalıyız

AK Parti grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'deki doğalgaz sahasında yeni rezervin cumartesi günü açıklanacağını söyledi. Türk Tabipleri Birliği'ne tepki gösteren Erdoğan, 'çoklu baro' benzeri bir model üzerinde çalışma yapılacağını dile getirdi.

Takip et

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

"Sözlerimin hemen başında, geçtiğimiz günlerde darül bekaya uğurladığımız Kilis Belediye Başkanımıza Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum.

 En son grup toplantımızı 11 Mart tarihinde yapmıştık. Salgın döneminde milletvekillerimizle çeşitlik vesilelerle biraraya geldik. Ancak tüm milletvekillerimizin katılımıyla grup toplantısı yapamadık. Geçtiğimiz hafta Kuveyt ve Katar ziyaretimiz nedeniyle gerçekleştiremedik.

Meclisimiz en verimli yılını geçtiğimiz sene yaşadı. 233 birleşimde 995 oturumda, 27 kanun, 40'ı sözleşme olmak üzere toplam 67 düzenleme Meclisimizde kabul edildi. Yargı reformundan bütçeye, askerlikten sosyal medyaya kadar yeri geldiğinde sabahlara kadar mesailer yapıldı.

Yeni dönemde, önemli işler bekliyor. Milletimizin beklentilerine cevap verecek kanunların hazırlıklarını takip ediyoruz. Komisyonlardan Genel Kurula kadar her birinizden aktif katkı bekliyorum. Vaktimizin ve enerjimizin kahir ekseriyetini burada kullanmalıyız.

Hükümet olarak, milletvekillerimizden gelen tüm talepleri dikkate alıyor, değerlendiriyor, mümkün oldukça olumlu şekilde neticelendiriyoruz. TBMM, kurucu vasfı ve zengin temsil yelpazesiyle ülkemizin ortak vicdanını da temsil ediyor. Bu çatı altında teröre bulaşmaması ve hukuka uygun şekilde söz hakkı vardır. AK Parti bu zenginliğin korunması ve geliştirilmesi için çalışmıştır. Ülkemizin karşılaştığı zorluklar ve meydan okumalar karşısında Meclisimizi hep yanımızda bulduk. Yolumuzu kesmeye yönelik saldırıları, yeni yol ve yöntem arayışları fırsatı haline dönüştürdük. Engelleri birer birer aşmayı başardık. Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlarda Meclisimizin desteğine ihtiyacı var.

Cumhur İttifakı olarak kendi içimizde oluşturacağımız güçlü dayanışma ile Meclisin yeni yasama yılını en verimli şekilde değerlendireceğiz. Her mücadelede desteğini yanında bulduğumuz ortağımız MHP'ye ve Sayın Devlet Bahçeli'ye şükranlarımı sunuyorum. Cumhur İttifakı olarak ülkemizi yeni reformlarla, yeni hizmetlerle buluşturmayı sürdüreceğiz.

MECLİS ÇALIŞMALARI

Meclisimizin tatilde olduğu ağustos ve eylül aylarında çalışmalarımızı kesintisiz devam ettirdik. Ankara ve İstanbul'daki programlarımız yanında diğer illere ziyaretlerimiz oldu. Pek çok yere telekonferansla bağlanarak açılış ve toplantılarımızı gerçekleştirdik. Güvenlikten yatırımlara kadar her hususta dar veya kapsamlı istişarelerde bulunduk. Şehir hastanelerden otoyollara kadar ya yerine giderek, ya video konferansla hizmete açtık. Dünya liderleriyle yaptığımız görüşmelerde bölgesel ve küresel meseleleri değerlendirdik.

YENİ MÜJDEYİ AÇIKLIYORUZ

Suriye'de yeni insani trajedilere izin vermeyeceğimiz, sınır güvenliğinde geri adım atmayacağımızı dile getirdik. Doğu Akdeniz'de ülkemizin ve Kıbrıs Türklerinin haklarını gözetmeyen hiçbir planın hayata geçme fırsatı olmadığını gösterdik. Yavuz gemimiz bakım için limana yanaştı. Bu gemimizin güvenliğini donanmamız sağlıyor. Oruç Reis gemimiz de bakım çalışmalarının ardından Akdeniz'deki görevine döndü. Barbaros Hayrettin Paşa da çalışmalarına devam ediyor. AB ve NATO'da yürütülen görüşmelerde sözlerini tutmayan Yunanistan ve Rum kesimine hak ettikleri cevabı sahada vermeyi sürdüreceğiz. Son gemi olan Kanuni bakım çalışmalarının ardından Karadeniz'deki görevi için yola çıktı. İnşallah müjdeli haberler bekliyoruz. Fatih Sondaj Gemimizin keşfettiği doğalgaz haberi, milletimizi sevince boğmuştu. Yeni müjdeler geliyor. Cumartesi günü Fatih Sondaj Gemimize giderek hem çalışmaları görecek, hem yeni rezerv miktarını açıklayacağız.

EKONOMİK VERİLER

Küresel ekonomi değerlendirmeleri Türkiye'nin dünyadaki pastadan aldığı payın yükseldiğini vurguluyor. AB içinde üretim ve tedarik konusunda hızlı bir yükselişe geçmiş bulunuyoruz. AB ile aramızdaki sıkıntıları en kısa sürede neticelendirerek, bu olumlu grafiği iyileştireceğiz.

Ülkemizde kimi salgın tedbirlerinden kaynaklanan sıkıntılar yaşandığını unutuyor değiliz. Milletimizin derdi bizim de derdimizdir. Herhangi bir yerde, herhangi bir vatandaşımızın işiyle, aşıyla, eğitimiyle, güvenliğiyle ilgili endişesi varsa bunu gidermek boynumuzun borcudur. Salgının kontrol altına alınmasıyla sorunlar kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Ülkenin ve milletin ortak çıkarları konusunda biraz feraset, biraz ahlak, biraz akıl beklemenin hakkımız olduğunu düşünüyorum. Teröristlerin yanında, zalim rejimlerin arkasında, hasımların diz dibinde yer almaya siyaset diyemeyiz. Milletimiz buna bir isim vermiştir. Muhalefet adına konuşanların çoğu zaman hezeyana varan açıklamalarına gerektiğinde zaten cevap veriyor. Meydanı ülkenin istikrarını bozmak, kaostan istifade etmek isteyenlere bırakmayacağız. Sinsi oyunlarına gelmeyeceğiz. Ülkemiz siyaseti geleceğinde, karşımızdakilerin ne dediği, ne yaptığından ziyade bizim duruşumuzdur. AK Parti ve Cumhur İttifakı'nın kaderiyle ülkemizin kaderi bütünleşmiştir. Üstlendiğimiz tarihi sorumluluğa uygun şekilde mücadele vermek zorundayız.

KONGRE SÜRECİ

Kongre sürecimizi de bu hakikate uygun şekilde yürütüyoruz. İl kongrelerimize de başlıyoruz. Haftasonu Şırnak'ta olacağım. Ardından Kayseri, Malatya, Van, Samsun, Kahramanmaraş ve Kocaeli il kongrelerinde milletimizle kucaklaşacağız. 3 Kasım'da 1 milyon yeni üye kampanyamızı 81 ilde 1 milyon fidan dikerek taçlandıracağız. Ankara'daki bu programda 7 ilimize de canlı bağlantı yapacağız. Akraba, aşiret değil. Geniş kapsamlı yaklaşımla, kucaklayıcı anlayışla teşkilatımızı oluşturmamız lazım. Sizlerden bu anlayışla bakmanızı istirham ediyorum.

TÜRK TABİPLER BİRLİĞİ'NE SERT TEPKİ

Meslek kuruluşlarının artık sürdürülemez hale gelen çarpık yapısıdır. Barolarla ilgili yaptığımız kanun değişikliğiyle önemli adım atmıştık. Türk Tabipleri Birliği başta olmak üzere, ne zamandan beri terörle iç içe olanlar Tabipler Birliği gibi bir kuruluşun başına geçebiliyor? Bunun adı demokratik bir yaklaşım değildir. Terör örgütlerinin STK'lara el koymasıdır. Sağlıkta attığımız adımlar ortada. Bu hükümetin en başarılı olduğu alanlardan birisi sağlık. Fiziki altyapısıyla, görmediği yatırımları yapan bu hükümete hala çirkin yaklaşımlar içinde bulunmak kabul edilebilir değildir. Şehir hastanelerimizle, eğitim araştırma hastanelerimizle çok farklı bir dönemi yaşıyoruz. Bunlar buralardaki görevlerini yerine getirmiyor ama hakareti yapıyorlar. Biz bunlara hastalarımızı nasıl teslim edeceğiz? Teröristten bu beklenir mi? TTB başta olmak üzere meslek kuruluşlarındaki sorunlar da tahammül edilemez seviyeye ulaşmıştır. Anayasa'ya aykırı faaliyet içindedir. "Çoklu baro" gibi çalışmayı burada da yapmalıyız. Cumhur İttifakı olarak bu çalışmayı başarılı bir şekilde yürüteceğimize inanıyorum.

Uzun zamandır küçük ama örgütlü klikler tarafından kontrol edilen bu birlikte kuruluş amaçlarından sapmışlardır. İnsanları acımasızca katletmekten ormanları yakmaya, çocukları kaçırmaktan kadınlara tecavüze kadar bir terör örgütünü savunmak meslek örgünün görevi olamaz. Kendi devletinin sınırlarını güvenlik altına almaya yönelik harekatları itibarsızlaştırmak bir meslek kuruluşu görevi olamaz.

AZERBAYCAN'A SALDIRILAR

Azerbaycan'ı hedef almak bir meslek kuruluşu görevi olamaz. Şu anda Azerbaycan'daki kardeşlerimiz topraklarını işgalden kurtarmanın peşindeyken, ana muhalefetten ciddi ses çıktığını duydunuz mu? Şimdi görüşme talebine Azerbaycan olumsuz yanıt veriyor. Benim topraklarımda 100 bin civarı Ermenistan kökenli Ermeni var. Biz onlara olumsuz bir tavır takınmadık. Onlar bizim Azeri kardeşlerimin topraklarını işgal ederek, Azeri kardeşlerimi ötelediler. Şimdi verilen mücadele nedir? Biz topraklarımızı istiyoruz. Minsk 3'lüsü, hala oyalama taktiğiyle bu işi geçiştiriyor. Versenize işgal altındaki toprakları. Kendi topraklarında ne yapacaklarsa yapsınlar. İşgal altındaki bu toprakları oyalama değil, sahiplerine vermektir. Bir müzakere 30 yıl sürer mi?

SONRAKİ HABER