Merak Akşener "Ağam bizimle eyleniyi…”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Erdoğan geçen gün 'Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisine sokmaya hiç olmadığımız kadar yakınız' dedi. Türkiye yüzde 100 büyüse bile ilk 10 ekonomisine giremiyor hatta ilk 20’den düşme ihtimali var. Yanı ağam bizle eğleniyi" dedi.

Takip et

İYİ Parti lideri Akşener partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Bursa'da yaşanan sel felaketiyle başladı. Akşener, "Pazar günü Bursa Kestel’de yaşanan sel felaketinde, hayatını kaybeden 6 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Allah milletimizi, memleketimizi, afetlerden, felaketlerden korusun" dedi.

Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şunlar oldu:

BARO BAŞKANLARININ ANKARA YÜRÜYÜŞÜNÜN ENGELLENMESİ
"Sözlerimin başında, Pazar günü Bursa Kestel’de yaşanan sel felaketinde,hayatını kaybeden 6 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.Allah milletimizi, memleketimizi, afetlerden, felaketlerden korusun. Biliyorsunuz, milletçe sadece doğal afetlerle mücadele etmiyoruz. Hukuk Devleti, Hukukun Üstünlüğü, Tarafsız Yargı kavramları da, iktidar eliyle tasarlanan siyasi afetlerle karşı karşıya.Yargının 3 ayağından biri savunmadır, yani avukatlardır. İktidar ve küçük ortağı, getirmeye çalıştıkları bir düzenleme ile baroları da ayrıştırmak istiyor."

"Dün, bu düzenlemeye karşı, demokratik bir şekilde tepki veren baro başkanları, gündüz, saatlerce güneşin altında, gece de, sağanak yağmurun altında bekletildiler, itilip kakıldılar.Güneşten ve yağmurdan korunmaları için gönderdiğimiz, tentelerin bile kurulmasına müsaade edilmedi. İlin valisi çıkıp, çaresizlikle İçişleri Bakanlığını işaret ederek, '250 metre yürümelerine izin veremediğini' ifade etti. Yapılan kasıtlı provokasyona rağmen, demokrasi çizgisinden ayrılmayan, ve ne kadar uğraşırsa uğraşsın, iktidara bizleri ayrıştıramayacağını gösteren, Baro Başkanlarımıza ve cübbesine düğme diktirmemiş avukatlarımıza, sağduyularından ötürü teşekkür ediyorum. Bu günler elbette geçecek, Hukukun üstün, yargının bağımsız ve adaletin herkes için olduğu bir Türkiye’de, elbette buluşacağız."

KORONAVİRÜS SALGINI VE SINAVLAR
"Biliyorsunuz geçtiğimiz Cumartesi, öğrencilerimiz LGS’ye girdi. Kendilerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Sınavların ertelenmesi, ve gerekli önlemler alındıktan sonra yapılması için, olağanüstü bir çaba gösteren arkadaşlarıma da buradan teşekkür ediyorum. Haksız çıkmak isterdik ama; LGS sınavı sırasında şahit olduğumuz manzaralar, ne yazık ki bizleri yine haklı çıkardı.Umuyorum ki, bu acemice yapılan sınav organizasyonu, vakalarda bir artışa sebep olmaz. Yakından takip etmeye devam edeceğiz. Bu hafta gözümüz kulağımız yine sınav salonlarında olacak. YKS, yani Yükseköğretim Kurumları Sınavı var…"

İleri bir tarihe alınan ardından tekrar öne çekilen YKS ile ilgili konuşan Akşener, bu tarih değişikliğinin tüm gençlerin ve ailelerin planlarını bozduğunu, ayrıca pandemi koşullarında yapılacak sınavın riskli olduğunu belirtti. Sınavların iptali için her türlü yola başvurduklarını dile getiren Meral Akşener, hükümetin ısrarla sınavı yapacağını belirtti ve gençlere "Sizi yok sayanları not edin" dedi.

Akşener, hükümetin gençlerin giydiğine, yediğine, yaşam tarzına müdahale ettiğini, gençleri geleceksiz bıraktığını söyledi: "25 yaş altındaki çalışanların sosyal haklarını tırpanlayacak, onları işverene ve hayata karşı savunmasız bırakacak bir formül bulmuşlar. Araya 50 yaş üstü çalışanları da katıp, 25 yaş altı çalışanlar için, “10 günden az çalıştıkları taktirde, sigorta primi ödenmeyebilir.” diye bir taslak hazırlamışlar. Akıllarınca, salgın sürecinde bir önlem olarak kullanılan, esnek çalışma uygulamasını, sabit hale getirecekler.Deprem vergilerini nasıl sabit vergi haline getirip, 18 yıldır milleti yoldularsa, şimdi de salgını fırsat bilip, gençlerimizin sosyal haklarını tırpanlamaya hazırlanıyorlar.İşten çıkarmaları kolaylaştırıyorlar."

Kürsüyü 28 yaşında, üniversite mezunu, işsiz Serhan Korayçiftçi'ye bırakan Akşener, onun konuşmalarının ardından şunları söyledi:

"İşte gençlerimizin ruh hali… Serhan ne kadar haklı bir soru sordu; 'Suçlu ben miyim, yoksa beni hayal kurmaktan bile alıkoyan 2020 Türkiye’si mi?' Eserini görüyor musun Sayın Erdoğan? Hayal kuramayan bu gençlerimiz, iş bulamayan bu gençlerimiz, mutlu olmak için yüzünü başka ülkelere çeviren bu gençlerimiz, işte onlar senin eserin. Eserinden memnun musun Sayın Erdoğan? Suçlu onlar değil, suçlu sensin Sayın Erdoğan. Biz gençlerimize yeniden hayal kurdurmanın kavgasındayız. Biz hayal kurabilen gençlerimizi, iş sahibi yapmanın kavgasındayız."

4 GENÇTEN 1'İ İŞSİZ
Hükümetin ekonomi ölçme yaklaşımına dair eleştirilerde bulunan akşener, işsizliğe dair çok sayıda veri paylaştı. Akşener şunları dile getirdi:

"Bize göre işsizlik, ve daha da önemlisi genç işsizliği, ülkemizin karşı karşıya olduğu en büyük sorunların başında geliyor.Bugün Türkiye’de genç işsizlik oranı yüzde 24,6. Yani her dört gencimizden biri işsiz. İstihdam oranı ise yüzde 27. Yani her dört gencimizden sadece biri çalışabiliyor. Her on gencimizin üçü ise ne okuyor ne de çalışıyor. İşin daha acısı ne biliyor musunuz? Türkiye’deki işsiz vatandaşlarımızın dörtte biri üniversite mezunu. Bir milyondan fazla üniversiteli işsizimiz var. İşte tam da bu nedenle, bu hafta Milletin Kürsüsü’ne genç bir arkadaşımız çıkacak. Eserini görüyor musun Sayın Erdoğan; Hayal kuramayan bu gençlerimiz, iş bulamayan bu gençlerimiz, mutlu olmak için yüzünü başka ülkelere çeviren bu gençlerimiz, işte onlar senin eserin. Eserinden memnun musun Sayın Erdoğan? Suçlu onlar değil, suçlu sensin Sayın Erdoğan."

"AĞAM BİZİMLE EYLENİYİ"
"Türkiye, 2019 yılında, 755 milyar dolarlık milli gelirle, dünyanın 19’uncu ekonomisi oldu. 10’uncu sıradaki Kanada’nın milli geliriyse, 1 trilyon 730 milyar dolar. Türkiye 2020’de yüzde 100 büyüse dahi, ilk 10 ekonomi arasına giremiyor. Mevcut durumda, bırakın ilk 10’u, ilk 20’de kalamama riskimiz var. Yani, ağam bizimle eyleniyi…”

"Sayın Erdoğan ve ekibi gerçeklikten uzaklaştıkça, biz ısrarla hakikati söylemeye devam ediyoruz,ama nafile… 'İşsizlik kanayan yaramızdır, çare bulun.' diyoruz; Dalga geçer gibi, 'Hani nerede işsizlik?' diyorlar. Eşle dostla doldurdukları Türkiye İstatistik Kurumundan aldıkları, sipariş tablolarla, milleti kandıracaklarını sanıyorlar. Damat Bakan, 'Bana bu ay şu kadar enflasyon, bu kadar işsizlik lazım.' diyor. TÜİK, siparişi adrese teslim ediyor. Verileri çarpıtarak, algıyı kontrol edip, krizi yönetebileceklerini zannediyorlar. Ne yapıyorlar biliyor musunuz; gidip vatandaşa soruyorlar. Diyorlar ki, 'Çalışıyor musun?' Hayır diyor. 'Peki, bir iş olsa çalışır mısın?' diye soruyorlar. Elbette “Evet” diyor. Sonra altın soru geliyor. Diyorlar ki; 'Son 4 haftada, herhangi bir resmi kuruluşa, iş başvurusu yaptın mı?' O işsiz vatandaşım, 'Hayır yapmadım.' dediği anda, hayatı birden düzene giriyor. Neden biliyor musunuz, çünkü artık işsiz sayılmıyor. İşi yok, ama en azından, iktidarın gözünde artık işsiz değil. Güler misin, ağlar mısın? Oysa aynı vatandaşım aylarca iş aramış, bulamamış. Bulamayınca da umudunu kesip, resmi kanallarla iş aramaktan vazgeçmiş. İş aramadığı için de, Ankara’daki kayıtlara göre artık işsiz değil. Son bir senede, 1 milyon 600 bin kişi, iş bulmaktan ümidini keserek istihdamdan çıktı. Son bir senede, iş gücümüz 2 milyon 235 bin kişi azaldı. Ama bunlar Damat Bakan’ın umurunda mı? Elbette değil."

"İŞSİZLİKTE SON 60 YILIN EN KÖTÜ 10 YILI ERDOĞANA AİT"
"TÜİK’in dokunuşlarına rağmen, işsizlikte, son 60 yılın en kötü 10 yılı sana ait. Son 60 yılın en kötü 5 yılı da sana ait. Tüm zamanların en kötü 3 yılı ise Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemine, Cumhur koalisyonuna, damadına, Yani o da sana ait Sayın Erdoğan."

 

SONRAKİ HABER