AK Parti MYK toplantısı sonrası Ömer Çelik’ten flaş açıklamalar

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu sonrası açıklamalarda bulunan Sözcü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun erken seçim çağrısına yanıt verdi. Ömer Çelik, "Erken seçim Cumhur İttifakı açısından söz konusu değildir. Seçim zamanında yapılacak" dedi.

Takip et

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında önemli açıklamalar yaptı. Çelik, "Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız 18 Ekim'de Şırnak, 24 Ekim'de Kayseri, 25 Ekim'de Malatya il kongrelerimize katılacak" dedi. Konuşmasının başında Diyarbakır'da evlat nöbeti tutan aileleri hatırlatan Çelik, şunları söyledi: 407 gün oldu HDP önündeki aileler vicdan nöbetinden ayrılmadılar. 160 aile eyleme katıldı. Evladına kavuşan aile sayısı 18’e yükseldi. Kimsenin buradaki evlat nöbetine sessiz kalmaması gerekir.

Çelik, Hatay'daki orman yangınlarıyla ilgili olarak şunları söyledi:

Türkiye’de yaz aylarında maalesef çok yoğun bir şekilde orman yangınlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Burada tabi PKK’lı bir grubun propaganda yapmaya çalışması alçakça bir şekilde buradaki acılar üzerine sevinç ortaya koyması kuşkusuz lanetlenmesi gereken bir durumdur.

Yangınlarla ilgili iddialara değinen Çelik devamla şu görüşlere yer verdi.

Bazı siyasilerin de önce duyarlılık gösterip tweet atıp sonra bunu silme şeklinde bir tavır içine girmeleri de görülmüştür. İlk günden itibaren yetkililer olayı takip ediyorlar. Türkiye’nin çeşitli yerlerinde orman yangını çıkarmaya teşebbüs ettikleri daha önce de ortaya çıkmıştı. Ancak soruşturma devam ediyor bittikten sonra ortaya çıkacaktır buradaki yangının nasıl çıktığı. Sabotaj soruşturması devam ediyor. Elimizde kesin bulgulara ulaştığımız bir tablo oluştuğunda sizleri bilgilendiririz.

Yüz yüze eğitime de değinen Çelik, şunları aktardı:

Öğrenciler haftanın 2 günü okulda kalacak. Velilerimizin rızası çok önemli, esnek model var. Süreci güçlü bir şekilde takip ediyoruz.

AK Parti Sözcüsü Azerbaycan-Ermenistan konusunda şunları kaydetti:

Saati saatine takip ettiğimizi söyleyebilirim. Gence'ye bomba yağdırmak sivilleri öldürmek bu ateşkesi bozdu. Ermenistan'ın bu saldırgan tavrına sesleri çıkmıyor. Azerbaycan kendi topraklarını almak istediğinde sürekli ateşkes çağrısı yapıyorlar.

Karşımızda Paşinyan haydut devlet yönetimi var. Hukuk tanımazlık, saldırganlık, sivil kayıplar var.

Azerbaycan ordusunu, Aliyev'i Ermenistan'ın bu saldırılara karşı aldığı her tedbire karşı güçlü bir şekilde destekliyoruz. Türkiye onların yanında olmaya devam edecektir. Azerbaycan'ın yanındayız bundan sonra da Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.

Doğu Akdeniz'deki gelişmelere temas eden AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü.

Biz kendi kıta sahanlığımızda arama yapıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesine bağlıdır. Masada verdiğimiz cevaplar gibi sahada da verecek gücümüz var.

Çelik, KKTC'de kapalı bulunan Maraş'ın açılmasıyla ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı:

KKTC'de Maraş'ı kullanıma açılan bölge ile ilgili birtakım kaygıların gerçek olmadığı görülmüştür. Orada mağduriyete yol açılmamaktadır. KKTC'yi destekliyoruz. Yunan Rum tarafının BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ederek şimdiye kadar yaptıkları işi burada da yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu bölge Kıbrıs Türklerine aittir. Rum yönetiminin yanıltıcı şekilde bir açıklama yapması karşısında herkesin Kıbrıs yönetiminin sözlerine değil adadaki gerçeklere uygun olarak bu yaklaşımı değerlendirilmesinde fayda vardır.

Çelik'in açıklamalarından satır başları şöyle;

"HİÇ KİMSE EVLAT NÖBETİNE DUYARSIZ KALMAMALIDIR"

"Annelerin evlatlarına olan düşkünlüğünün hiçbir şekilde hiçbir kelime ile izahı mümkün değildir. Bizde kendi dilimizde ana gibi yar olmaz Bağdat gibi diyar olmaz diye bir söz vardır. Diyarbakır anneleri evlatlarına kavuşmak için bu zorlu mücadeleyi sürdürüyorlar. 407 gün oldu, 160 aile bu nöbete katıldı. Evladına kavuşan aile sayısı 18'e yükselmiş oldu. Kimse evlat nöbetine duyarsız kalmaması gerekir. Burada sessiz kalanların kimler olduğunu, ötelemeye, unutturmaya çalışanların kimler olduğunu biliyoruz. Tek tek isim vererek saymayacağım. Önemli olan vicdan nöbetinin soylu bir şekilde devam etmesi ve bizim hiçbir zaman unutmayacağımızdır. HDP'nin Şırnak il binasında da anneler evlat nöbetlerine başladılar. Şırnaklı kadınlardan kan ve gözyaşına yeter ilkesi etrafında bu çağrıları herkese ulaştırmaya çalışıyorlar. Şırnak ve Diyarbakır annelerinin her zaman yanında olacağımızı ifade ediyoruz.

"SEVİNÇ ORTAYA KONULMASI LANETLENMESİ GEREKEN DURUM"

Hatay'daki orman yangını hepimizi çok üzdü. Bunu yakın bir şekilde takip ettik. Buraya Tarım, İçişleri ve Sağlık Bakanlığımızın imkanlarıyla Hataylı kardeşlerimizin acısını sarmaya gayret etti. Türkiye'de yaz aylarında maalesef yoğun orman yangınlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. PKK'lı grubun biz yaptık demesi, alçakça sevinç ortaya koyması kuşkusuz lanetlenmesi gereken bir durumdur. Bazı siyasetçilerin önce duyarlılık gösteri tweet atıp sonra bunu sildiği görülmüştür. İçişleri Bakanlığımız ilk günden itibaren olayı takip ediyorlar. Orman yangını çıkarmayı PKK'nın kendisine yöntem olarak seçtiğini daha önce duyurmuştu. Herhangi bir sonuca ulaşıldığında yetkili makamlar yangının nasıl çıktığını, nasıl büyüdüğünü açıklayacaktır. Demokrasinin tehdit aldığında olduğu konulardan bir tanesi de ekolojik terördür. Ekolojik terörle ülkemizin tehdit edilmesine karşı yüksek bir ilginç ve operasyon kabiliyeti genişletilmiştir. Demokrasiden bahsedilenler, orman yangınlarını eleştirmeyenlerin farkındayız. PKK'nın yaklaşık 2 yıldan beri örgüt mensuplarına ekolojik terör talimatı verdiği biliniyor.

"TERÖR ÖRGÜTÜNÜN İDEOLOJİSİ TÜRKİYE DÜŞMANLIĞIDIR"

Her olayda devlet ciddiyetiyle olaya bakmak zorundayız. Bu konuda soruşturma devam ediyor. Terörle mücadelede Pençe Operasyonları güçlü bir şekilde sürüyor. Kardeş ve komşu ülke topraklarından ülkemize sızıyorlar. Gönül isterdi ki, komşu ve kardeş ülkeler kendi içinde bu terör örgütlerini temizleyebilsinler. Bu söz konusu olduğu zaman Türkiye'nin dışarıda operasyon yapmaktan başka bir şey kalmamaktadır. Irak'ta konumlanmış olan unsurları bertaraf etmek için güçlü bir şekilde mücadele ediliyor.Terör örgütlerinin birtakım uluslararası güçlerin Türkiye'ye karşı kullandığı bellidir. Bunların ideolojik bir faaliyet içinde olduğu sadece mensuplarını kandırmak için bir şeydir. PKK terör örgütünün tek ideolojisi Türkiye'ye düşmanlıktır. Kürtlerin iyiliğini istiyorum, mücadele ediyorum gibi sözlerin baştan aşağı yalan olduğu; tam tersine Kürt düşmanı bir organizasyon olduğu açıktır. Kuşkusuz buna karşı iç güvenlik ve dış güvenlik açısından ülkemiz gereken cevabı verecek kudrete sahiptir.Bütün güvenlik güçlerimize buradan selamlarımızı, desteklerimizi, dualarımızı gönderiyoruz. Allah yardımcıları olsun diyoruz.

"EĞİTİM SÜRECİNİ GÜÇLÜ BİRK ŞEKİLDE TAKİP EDİYORUZ"

Pandemi sürecinde Kovid'in henüz hayatımızdan çıkmamış olması nesillerin geleceği açısından eğitim meselesidir. Yüz yüze eğitimde ikinci aşamaya geçildi. İlk aşamada TRT EBA, dijital kanallarımız. Bunlar 31 Ağustos'ta ilk ders yılı çalındı. İlk adımı 21 Eylül'de atıldı. Hijyen ve sosyal mesafe kurallarına uymak bakımından iyi bir standart geliştirildiğini görüyoruz. Burada öğrencilerimiz haftanın iki günü okullarında olacak. Bilim Kurulu'nun tavsiye kararları çerçevesinde bu süreç yönetiliyor. Çocuklarımızın okullarda kalış süresi ve sınıf sayıları azaltılıyor. Esnek bir model var. İsteyen velilerimiz çocuklarını gönderiyor, istemeyen velilere esneklik tanıyor ve bu çocuklar eğitimsiz sayılmıyor. Süreci güçlü bir şekilde takip ediyoruz.

"ERMENİSTAN SALDIRDIĞI ZAMAN HİÇ SESLERİ ÇIKMIYOR"

Azerbaycan-Ermenistan arasındaki meseleden Azerbaycan'a dönük Ermenistan'a dönük çirkin, haksız saldırısını daha önce lanetlediğimiz gibi, günü birlik hatta saatlik takip ettiğimizi söyleyebilirim. Ateşkes söz konusu olduğunda Ermenistan tarafı Gence'ye bomba yağdırarak bu ateşkesi bozdu. Ermenistan saldırdığı zaman ortada herhangi bir mesele yok iken, sesi çıkmayanlar, ya da sadece 'tansiyonunun yükselmesinden dolayı kaygı duyuyoruz, taraflara itidal tavsiye ediyoruz' derken Azerbaycan güçlü bir şekilde topraklarına sahip çıkmaya başlayınca sürekli ateşkes çağrısı yapıyorlar.

"AZERBAYCANLI KARDEŞLERİMİZ NASIL İSTİYORSA O ŞEKİLDE"

Birincisi söz konusu topraklar Azerbaycan Türkünün toprağıdır. Burada işgalci olan Ermenistan'dır. Karşımızda Paşinyan yönetimi bir haydut devlettir. Haydut devlete itidal çağrısı yapanlar Azerbaycan biraz mevzi kazandığı zaman hemen ateşkes çağrıları yapmaktadırlar. Her türlü meşru değere saldırı var, sesleri çıkmıyor. Minsk Grubu Azerbaycan ve Ermenistan'ı eşit iki kefeye koyuyor. Burada eşit iki kefe yok. Uluslararası hukuku açıkça ihlal eden taraf Ermenistan'dır. Azerbaycan ordusu da kuşkusuz bundan sonrasında gereğini yapacaktır. Biz Azerbaycan ordusunu, Ermenistan'ın bu saldırısına karşı aldığı her kararı güçlü bir şekilde destekliyoruz. Azerbaycanlı kardeşlerimiz nasıl ve ne şekilde olmamızı istiyorlarsa Türkiye yanlarında olmaya devam edecektir. İşgalci olanla toprağa işgal edileni eşit kefeye koymak hukukun açık ihlalidir.

"GASP ETMEK İSTEYEN GÜÇ VARSA BUNUN CEVABINI VERİRİZ"

Doğu Akdeniz'de bakıma alındıktan sonra Oruç Reis gemisinin görevine dönmesinden sonra üst üste açıklamalar geliyor. Böylesine hukuktan yoksun, saçma sapan açıklamalar olabilir mi? Farklı farklı ülkelerin açıklamalarına bakın sanki her biri Yunanistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yazılmış. Kes kopyala yapıştır yöntemiyle aynısıdır.Biz yetki alanlarımız içinde kıta sahanlığımız içinde arama yapıyoruz. Ana karaya 15 kilometre uzaklıkta mesafede. Tutmuşlar, Türkiye'de burada istikrarsızlık unsuru oluyor gibisinden akılla bağdaşmayacak yaklaşımlar gösteriyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti Atatürk'ün 'Yurtta Sulh Cihanda Sulh' ilkesine bağlıdır. Karşımızda dayatmalarla müzakerenin, diplomasinin değerini bilmeyen sürekli Türkiye ve KKTC'nin haklarını gasp etmek isteyen güç varsa bunun cevabını vermeye hazırız.

"KENDİ MAVİ VATANIMIZ İÇERİSİNDE ARAMA YAPIYORUZ"

Cumhurbaşkanımız masadan kaçan taraf olmayacağız demişti. Bunun yerine masayı istismar edenlere göz yummayacak kadar diplomasi tecrübemiz var. Yunanistan'ın bunu anlaması gerekiyor. Diplomasiyi nefes almak, Türkiye aleyhinde organizasyonlar oluşturmak için istismar edenlere karşı sahada verilecek cevabımız var. Kendi mavi vatanımız içerisinde arama yapıyoruz. Uluslararası hukuka uygun olarak aramaları gerçekleştiriyoruz. Tutmuş Yunanistan Sevilla anlaşması diye, bir işgal kağıdını, paçavrayı önümüze getiriyor, Meis adası üzerinde 40 bin kilometre karelik deniz yetki sahası üretmeye çalışıyor. Böylesine saçma sapan bir şey olabilir mi? Türkiye tansiyonu yükselten taraf diyenlerin hepsi Yunanistan'ın provokatör olduğunu herkes biliyor ama mahalle dayanışma içerisinde seslerini çıkarmaya devam ediyor.

KAPALI OLAN MARAŞ BÖLGESİNİN AÇILMASI

KKTC'de Maraş'ı kullanıma açılan bölge ile ilgili birtakım kaygıların gerçek olmadığı görülmüştür. Orada mağduriyete yol açılmamaktadır. KKTC'yi destekliyoruz. Yunan Rum tarafının BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ederek şimdiye kadar yaptıkları işi burada da yapmaya çalıştıklarını görüyoruz. Bu bölge Kıbrıs Türklerine aittir. Rum yönetiminin yanıltıcı şekilde bir açıklama yapması karşısında herkesin Kıbrıs yönetiminin sözlerine değil adadaki gerçeklere uygun olarak bu yaklaşımı değerlendirilmesinde fayda vardır.

"YUNANİSTAN'IN PROVOKASONUNUN ALTINI ÇİZİYORUZ"

CHP Genel Başkanının konudan haberdar olmaması, Türkiye'nin en önemli meselelerinin takip edilmediğini, ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde takip edildiğini gösteren yanlış olmuştur. Burada iki tane normal olmayan bilgi var. 2016'daki istikşafi görüşmeler Yunanistan istediği için durdu. Ayrıca istikşafi görüşmelerde iki ülke arasındaki birbiriyle bağlantılı tüm konuların çözülmesi hedeflenmişti. Yunanistan'ın tüm bu süreç varken, masadan bahsederken herkes geldiğimiz noktada milli günümüzde, Yunanistan'ın tatbikat düzenlemesinin ne kadar provokatif olduğunun altını çiziyoruz. Türkiye haklı davasını sonuna kadar savunacaktır. Mavi vatanımızdan verilecek bir damla suyumuz mevcut değildir. Müzakere istemeyenler için de sahada tavizsiz bir şekilde mücadele edeceğimizi söylemek istiyorum."

SORULAR VE YANITLAR

"Cumhurbaşkanımız her seferinde 2023 seçimlerine partimizin ve teşkilatlarımızın hazırlığı konusunda talimatları vardır. Erken seçim sözkonusu değildir, sayın Bahçeli bunu bir kez daha net bir şekilde açıklamıştır. Zamanında yapılacak seçimlerde Cumhur İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayının sayın Erdoğan olduğunu beyan etmiştir. Sayın Bahçeli'ye saygılarımızı sunuyoruz. Cumhur İttifakı dimdik ayaktadır.

"GÜNDEMDE ERKEN SEÇİM YOK! ZAMANINDA YAPILACAK"

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilirken arzu edilen şeylerden bir tanesi de erken seçimlerin gündemden kalkmasıydı. Hükümetin ve belediyelerin işlerine vatandaşın verdiği yetki çerçevesinde uzmanlaşmasıydı. Yıllar kaybeden birtakım yüklerden kurtulma arzusuydu bu. Seçimler zamanında yapılacaktır. Erken seçim gündemde değildir. Sayın Bahçeli bunu net bir şekilde ifade etmiştir. Aynı şekilde sayın Cumhurbaşkanımız da ifade ediyorlar.

"BURADA SÖZKONUSU OLAN REKABET DEĞİL HUSUMETTİR"

Kapalı Maraş'ın açılmasından bile haberi olmayan bir genel başkan tutuyor Türkiye'de erken seçim istiyor. Erken seçim vatandaşın ne işine yarayacak. Vatandaş görevi vermiş. Geçen hafta da Katar'daki Cumhurbaşkanımızın arabadan inerken bir fotoğraf karesini alarak, ahlak dışı olarak tarihe geçecek şekilde Cumhurbaşkanı yabancı devlet başkanının önünde eğildi diye çirkin bir açıklama yapıldı. Burada sözkonusu olan rekabet değil husumettir. Kendi devletinin cumhurbaşkanının yalan bir yaklaşımla başka devletlerin önünde küçük düşürmeye çalışan kara propaganda yaklaşımı. Cumhurbaşkanımıza bu kara propaganda değer mi, asla! Türkiye Libya'da ülkemizin tarihsel, milli çıkarları için güçlü mücadele verirken, Suriye'de terörle mücadele verirken, sınırlarımızda terör devletinin kurulmasını engellerken, içeride bir sürü terör örgütü imha edilirken, Doğu Akdeniz'de her gün sıcak gelişme yaşanırken birilerinin çıkıp erken seçim istemesi tüm bu süreçlerin durdurulmasını talep etmek anlamına gelir.

"BU TALEBİ VATANDAŞLARIMIZIN TAKDİRİNE BIRAKIYORUM"

Sürekli olarak her seçimde yenilmiş birisinin erken seçim ne adına istiyor? Türkiye içindeki yatırımlar, açılışlar devam ederken 6 ay boyunca Türkiye'nin Libya'ya bakan gözü, Suriye bakan gözü zayıflayacak. Doğu Akdeniz'deki iradesi zayıflayacak. Tabii ki kurumlar işlerini yapacaklar ama seçim demek siyasetçinin enerjisini başka bir alana kaydırması demektir. Seçim enerjinizin büyük kısmını içeri ayırmanız demektir. Libya'da, Suriye'de, Doğu Akdeniz'de mücadele ederken birisinin erken seçimi istemesinin vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum.

"HİÇ KİMSENİN PROVOKASYONUNA İZİN VERMEYİZ"

Ermenistan hükümetini güçlü bir şekilde eleştiriyoruz, kınıyoruz, sonuna kadar Azerbaycan'ın yanındayız. Bu gelişmeleri fırsat bilip de provokatörlük yaparsa bu konuda adli ve emniyet kurumları hassastır. Ülkemizde yaşayan Ermeni vatandaşlarımıza karşı bu provokasyonların karşısında olacağımızı, bütün vatandaşlarımızın huzur içerisinde devletlerine güvenmelerini, herhangi bir durumda partimizle iletişime geçmelerini arzu ederiz. Biz de güvenlik güçlerine duyururuz. Hiç kimsenin provokasyon yapmasına müsaade etmeyiz.

"SİYASET YERİNE DAĞA MI ÇIKILSIN DENİLİYOR"

Terör örgütünün kullandığı ifadelerden daha radikal ifadelerin siyasetçiler tarafından kullanıldığını görüyorsunuz. Bugün sayın Bahçeli 'teröriste terörist demeyen de teröristtir' diye bir ifade kullandı. Bu ifada AİHM kararlarıyla desteklemektedir. Batasuna'da terör örgütünün eylemlerini kınamayan partinin suçlu bulunması AİHM kararları tarafından da onaylanmıştır. Terör örgütünden radikal ifade kullananlar, ayaklanma çağrısı yapanlar, buna yönelik işlem yapıldığı zaman Türkiye'de siyaset yolları kapanıyor diyor, siyaset yerine dağa mı çıkılsın diyorlar. Siyaset dağdakini de terör eyleminden vaz geçirme faaliyetidir. Bu siyasetin varlık sebebine aykırı. Türkiye'nin bu konuda çok büyük tecrübesi var. Türkiye silahlı terör örgütünün ülke dışına çıkması için önemli bir süreç yürüttü. Sonuçta ne oldu? Terör örgütü birçok yere yerleşmiş ve çıkması mümkün değil bir noktaya gelindi. Bir siyasi partinin varlık sebebi, terör örgütüyle, faaliyet alanıyla arasına mesafeyi net bir şekilde koyarak, demokratik ve hukuk alanında durarak, siyaseti gündemleştirmektir. Bu tip yapılarda örgüt yönetiminin içindeki hiziplerinin her birinin temsilcisi oluyor, bir tek vatandaşlarımızın temsilcisi olmuyor. Kürt çocuklarının geleceğinin karartılmasına, istismarına hiç ses çıkmıyor. Sonra da bunun adı Kürtler için mücadele oluyor. Kürtlerin belki de tarih boyunca gördüğü en büyük ihanet budur.

"HİÇ KİMSE SİYASİ KANALDAN TERÖRE YOL BULMASIN"

Türkiye'nin partisi olmaktan ziyade başka odakların partisi gibi davranmanın nerede görüyoruz pek çok örneğini? Türkiye'nin dostları ile düşmanları arasında bir fark gözetmeme pozisyonu alıyor. Hiç kimse sersem değil, herkes dünyayı takip ediyor. Ermenistan devletinin PKK ile ilişkisi açık. O yüzden bu parti Ermenistan'ı kınamaz, Ermenistan'ın zalimliği karşısında sessiz kalır. Terör örgütü Suriye'de devlet kurmaya çalıştığı için mücadele ettiğimizde savaş lobisi gibi kavramlar kullanılır. Hiç kimse terörle mücadelenin gereğinin yerine getirilmesini siyasi katılım haklarının engellenmesi gibi sunmasın. Hiç kimse siyasi kanaldan teröre bir yol bulmaya çalışmasın, ona müsaade edilmez.

"EBA BAŞARISIZ OLSUN DİYE İŞTAH İÇERİSİNDELER"

Canlı derse katılımın 1 milyonla sınırlı olduğu söyleniyor, böyle bir sınır yok. Arttırılabilir kapasiteye sahip. Büyük bir iştah içerisindeler EBA başarısız olsun diye. Pandemi sürecinde bu meseleyi de yöneteceğiz. Bu dünyanın yeni tanıştığı bir durum. Türkiye iyi yönetişim konusunda öne geçen bir ülke. Bu sayı 2 milyona da çıkarılabilir. 100 bin canlı ders veriliyor. Çeşitli dersleri alanların sayısı 2 milyona da çıkarılabilir. Bu kapasitenin sınırlaması yok. Şu anda tüm ihtiyacı karşılayabilen bir durumdadır. Vatandaşlarımızın konuya gösterdiği hassasiyet takdire şayandır. Aksayan ter varsa giderilir.

MAHKEMENİN ENİS BERBEROĞLU KARARI

Yerel mahkeme kendi kararında ısrar edeceğini söyledi. Bu süreç hukuki bir süreç, benim bu süreçte söyleyebileceğim bir şey yok. Siyaset açısından baktığımızda TBMM'nin herhangi bir işlem yapabilmesi için ortadaki kesin hükmün kalkması gerekiyor. Yeniden yargılamayla ilgili AYM'nin kararı oldu, ama yerel mahkeme kararda ısrar edeceğini söyledi. Bu bir hukuki süreç.

"TÜRKİYE'NİN YÜKSEK DİPLOMASİ KAPASİTESİ VARDIR"

Azerbaycan tarafının Türk tarafının masada yer almasını arzu etmesi sürece olumlu katkı yapar. Türkiye engin bir müzakere deneyimine sahiptir. Bizden çok uzak coğrafyadaki çatışmalarda Türkiye masada bulunması için çağrılır. Bu Türkiye'nin yüksek diplomasi kapasitesi, hakkaniyeti ve diplomatların kabiliyeti sözkonusudur. Azerbaycan Türkleri, Türkiye'yi hem yanlarında görmek istiyorlar, Türkiye'nin diplomasi kapasitesinin masada olumlu atmosfer yaratacağını düşünüyorlar.

"TÜRKİYE'DEKİ SİYASETÇİLER KARA PROPAGANDANIN PARÇASI OLDU"

Türkiye'nin içindeki bir siyasetçi de 'Türkiye oraya Suriye'deki unsurları gönderiyor' diyerek kara propagandanın parçası oldu. Türkiye, Azerbaycan'ın yaptığı işin vatan savunması olduğunun altını çiziyor. Türkiye'nin güçlü desteğini, Türkiye savaşın fiili parçasıymış gibi göstermeye çalışanlar konuyu başka yere çekmeye çalışıyorlar.

"SAYIN ALİYEV BU KONUDAKİ SAMİMİYETİNİ GÖSTERMİŞTİR"

Türkiye bu konuya olumlu katkı verebilecek yüksek bir kapasiteye sahiptir. Gerçekten çatışma dursun, anlamlı bir noktaya varılsın isteyenlerin Türkiye'nin masada durmasını arzu etmesi gerekir. Sayın Aliyev'in bu konudaki samimiyetini göstermektedir. Formatlar her zaman değişir mesele sonuca ulaşmaktır. Sonuca ulaşmak isteyenlerin Türkiye'yi masada görmek istemesinden daha doğal bir şey yoktur. Hayırlı bir hafta diliyorum. Allah milletimizin yardımcısı olsun, herkese sevgiler ve saygılar sunuyorum."

SONRAKİ HABER