Dünden bugüne 'Ayasofya'

Danıştay 10. Dairesi’nin, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesinin ardından Ayasofya’da ilk cuma namazı kılındı. 86 yıl aradan sonra ibadete açılan Ayasofya ne zaman, kim tarafından yapıldı, ne zaman müze oldu? İşte Ayasofya ile ilgili tüm merak edilen detaylar

Ayasofya Bizans İmparatoru 1. Justinianus tarafından, 532-537 yılları arasında dönemine göre 5 yıl gibi kısa bir sürede İstanbul'un tarihi yarımadasındaki eski şehir merkezine inşa ettirilmiş bazilika planlı bir patrik katedrali olup 1453 yılında İstanbul'un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürülmüştür.

AYASOFYA NE ZAMAN MÜZE OLDU?

1453’te camiye çevrilen Ayasofya birçok defa restore edildi. 1930 ile 1935 yılları arasındaki restorasyon çalışmaları nedeniyle halka kapatılan Ayasofya Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiştir. 1934 yılından itibaren Ayasofya müze olarak hizmet vermektedir.

110

İşte Anadolu Ajansı'nın derlediği bilgilerden bazıları: 

AYASOFYA ADI NEREDEN GELİYOR?

Evliya Çelebi, Ayasofya'nın nasıl inşa edildiğini, bazı efsanelerden, rivayetlerden, dinlediklerinden, okuduklarından ve gözlemlerinden yola çıkarak şöyle kaleme alır:

"Hazreti Adem'in gökten yere inişinden 5 bin 52 sene sonra kenti yönetmeye başlayan Madyan oğlu Yanko'nun torunlarından Kral Vizendon, İstanbul'u yedinci defa onardı, dünyayı kıymetlendiren hükümdar oldu. Vizendon'un Sofya'da doğan kızına, Aya-Sofya adı verildi. Aya-Sofya, babasının İstanbul'un dört bir tarafını yeniden yaptırdığını işitince 2 milyonluk hazine ile yanına geldi."

210

Evliya Çelebi, Hz. Süleyman'ın yaptığı ibadethane genişletilirken bir adamın gelip 'Bunun bütün lüzumlu şeylerini ve malzemesini benden alın ve şu biçimde bir mabed yapın' diyerek Ayasofya'nın yapılması için gerekli temel bilgileri öğrettiğini dile getiriyor.
 

Seyahatnamede şu bilgiler yer alıyor:

"Ayasofya'nın inşası için yer, Ahırkapı seviyesine kadar kazılınca yer altından sular fışkırdı. Tam bir ay bu temel içinde ateşler yakıp kurşun akıttılar. Sanki mavi-lacivert bir kurşun denizi oldu. Bu kurşun denizi temelde senelerce durduktan sonra İğnados isimli yapıcı bir mühendisin nezaretinde 30 bin işçi, 7 bin amele ve 3 bin usta toplanarak gerekli görüşmelerden sonra kurşun temel üzerine direkler, kemerler ve kubbeler yaptı. Altı su sarnıcı olduğu için zelzeleden korkmamak ve muhafazalı olmak düşüncesiyle temelini önce böyle tamamladılar ve sarnıcı su ile doldurdular. Daha sonra Ayasofya'nın dört duvarının yapılmasına başladılar ki, bunun kuruluş ölçülerini seyreden hayran olur ve yapı şeklini ve yüksek binasını görenlerin başları döner ve sersemleşir."

310

ÇOK KIYMETLİ TAŞLAR KULLANILDI

Ayasofya'nın inşasında dünyanın "yedi ikliminde" bulunan çok kıymetli taşların kullanıldığına vurgu yapan Evliya Çelebi, bu konuda bildiklerini "Yedi iklimden türlü türlü, renk renk şaşılacak bukalemun nakşında iri mermerler, gemilerle taşındı ve Ferhat ayarında sanatkarlar, üstatlar eliyle keskin yerleri aşında, yani tıraşlanıp düzeltildi. O kadar büyük himmet gösterdiler ki, caminin yarısını 7 senede tamamladılar" şeklinde yazıya döküyor.

410