Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin ardından spor yazarlarının görüşleri

Oynatmak istemediler - Mehmet Demirkol (Fanatik) Sarı-Lacivertliler, tek bir planla sahaya çıktı ve neredeyse oyunun oynanmasını istemedi. Tosiç'in atılmasıyla birlikte başka bir sonuç ortaya çıktı, Beşiktaş'ın Talisca değişikliği ise golün yenilmesinde kilit rol oynadı. Fenerbahçe'nin büyük maçları rakibi durdurmak üzerine kurduğunu biliyoruz. Sahip oldukları tek plan bu. Dün bu başka bir seviyeye çıktı. Oyun oynanmasın istediler neredeyse. Temel plan, orta sahada sert ve sıkı markajla Beşiktaş'ın Quaresma'ya dönmesini engellemekti. Burada Ali Palabıyık'ın tavrı önemliydi. Maçın başında sarı kartla bu sertliğe karşı durabilirdi. Bunu tercih etmedi. Göstermediği sarı kartlar oyunun durma noktasına gelmesine yol açtı. Neredeyse oyun olmadı. Beşiktaş, Quaresma'ya dönemedi. Alışık oldukları akışkan oyuna giremediler bir türlü. Oyunun kuruluşununda Oğuzhan ve Talisca'yla topu çok ender buluşturabildiler. Oyun sürekli durdu ve üzerine konuşacak ya da analiz yapacak bir şey kalmadı. Burada Oğuzhan ve Talisca'nın oyunlarını sorgulamaları şart. Tabii hakemin de... Araya kaçıramadılarBu tavrı Fenerbahçe'yi yüreklendirdi. A planının da dışındaydılar. Böyle olunca 41. dakikada başka bir sonuç oluştu. Van Persie'nin 3 sarı kartlık dalışına da Ali Palabıyık aynı tavrı gösterince Tosiç kontrolden çıktı.. Ve kez kırmızı kart çıktı. Bir ayar sorunu büyük bir ayarsızlığa yol açtı. Maçın da şekli değişti. Yanlış anlaşılmasın Fenerbahçe 11'e 10 oyunda oyuna hükmedemedi. Sadece Beşiktaş'ın gücü eksildi. Beşiktaş'ın yerleşik oyununda araya adam kaçıramadılar. Kalabalık geldiklerinde savunmayı rakip alana çıkardığında dahi araya giremediler. Beşiktaş'ın oyunu gücü, onları 11'e 10'da da etkisiz kıldı. Bu psikolojik bir durum. Şenol hocanın, Talisca-Mitroviç değişikliğinden sonra bu oyun gücünün etkisiyle yüklenmesi kapılan bir topta Adriano'nun ilk kez Lens'i kaçırmasına yol açınca da van Persie golü buldu. Daha güçlü oyun lazımYani Fenerbahçe A planını 11'e 10'dan sonra değil, Beşiktaş orta sahada 1 kişi eksilince 1 kez uygulayabildi. Sonra da alışık oldukları B planına döndüler. Şenol hoca Talisca'yı savunmayı güçlendirmek için almadı. Talisca işlemediği için aldı. Elinde aynı seviye bir hücumcu olmadığı için de savunmacı alıp Atiba'yı öne atmak tek seçenekti. Dürüst olalım... Şu bir gerçek ki bu oyunun Beşiktaş'a karşı oynanmasına hakem sadece büyük bir rakip varsa müsade eder. Ve diğer bir gerçek de şu ki, Fenerbahçe bu oyunu büyük bir rakip dışında kimseye karşı kolay kolay oynayamaz. Daha güçlü bir oyuna ihtiyaç var. Zaten bunu Advocaat da biliyor.

Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin ardından spor yazarlarının görüşleri - Resim: 1

Oynatmak istemediler - Mehmet Demirkol (Fanatik)
 
Sarı-Lacivertliler, tek bir planla sahaya çıktı ve neredeyse oyunun oynanmasını istemedi. Tosiç'in atılmasıyla birlikte başka bir sonuç ortaya çıktı, Beşiktaş'ın Talisca değişikliği ise golün yenilmesinde kilit rol oynadı.
 
Fenerbahçe'nin büyük maçları rakibi durdurmak üzerine kurduğunu biliyoruz. Sahip oldukları tek plan bu. Dün bu başka bir seviyeye çıktı. Oyun oynanmasın istediler neredeyse. Temel plan, orta sahada sert ve sıkı markajla Beşiktaş'ın Quaresma'ya dönmesini engellemekti. Burada Ali Palabıyık'ın tavrı önemliydi. Maçın başında sarı kartla bu sertliğe karşı durabilirdi. Bunu tercih etmedi. Göstermediği sarı kartlar oyunun durma noktasına gelmesine yol açtı. Neredeyse oyun olmadı. Beşiktaş, Quaresma'ya dönemedi. Alışık oldukları akışkan oyuna giremediler bir türlü. Oyunun kuruluşununda Oğuzhan ve Talisca'yla topu çok ender buluşturabildiler. Oyun sürekli durdu ve üzerine konuşacak ya da analiz yapacak bir şey kalmadı. Burada Oğuzhan ve Talisca'nın oyunlarını sorgulamaları şart. Tabii hakemin de...
 
Araya kaçıramadılar
Bu tavrı Fenerbahçe'yi yüreklendirdi. A planının da dışındaydılar. Böyle olunca 41. dakikada başka bir sonuç oluştu. Van Persie'nin 3 sarı kartlık dalışına da Ali Palabıyık aynı tavrı gösterince Tosiç kontrolden çıktı.. Ve kez kırmızı kart çıktı. Bir ayar sorunu büyük bir ayarsızlığa yol açtı. Maçın da şekli değişti. Yanlış anlaşılmasın Fenerbahçe 11'e 10 oyunda oyuna hükmedemedi. Sadece Beşiktaş'ın gücü eksildi. Beşiktaş'ın yerleşik oyununda araya adam kaçıramadılar. Kalabalık geldiklerinde savunmayı rakip alana çıkardığında dahi araya giremediler. Beşiktaş'ın oyunu gücü, onları 11'e 10'da da etkisiz kıldı. Bu psikolojik bir durum. Şenol hocanın, Talisca-Mitroviç değişikliğinden sonra bu oyun gücünün etkisiyle yüklenmesi kapılan bir topta Adriano'nun ilk kez Lens'i kaçırmasına yol açınca da van Persie golü buldu.
 
Daha güçlü oyun lazım
Yani Fenerbahçe A planını 11'e 10'dan sonra değil, Beşiktaş orta sahada 1 kişi eksilince 1 kez uygulayabildi. Sonra da alışık oldukları B planına döndüler. Şenol hoca Talisca'yı savunmayı güçlendirmek için almadı. Talisca işlemediği için aldı. Elinde aynı seviye bir hücumcu olmadığı için de savunmacı alıp Atiba'yı öne atmak tek seçenekti. Dürüst olalım... Şu bir gerçek ki bu oyunun Beşiktaş'a karşı oynanmasına hakem sadece büyük bir rakip varsa müsade eder. Ve diğer bir gerçek de şu ki, Fenerbahçe bu oyunu büyük bir rakip dışında kimseye karşı kolay kolay oynayamaz. Daha güçlü bir oyuna ihtiyaç var. Zaten bunu Advocaat da biliyor.

Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin ardından spor yazarlarının görüşleri - Resim: 2

Önce rol, sonra gol! - Attila Gökçe (Milliyet)
 
"...ya da kendilerine zarar verecek, misillemelere yol açabilecek davranışlar yapmaları için kışkırtan, bir kişiyi suçüstü yakalatmak veya o kişinin cezalandırılmasını sağlamak amacıyla söz konusu kişiyi (kışkırtılanı) bir suç işlemeye yönelten, yardım eden ya da suç işlemesi için fırsat yaratan kimse. "Ajan provokatör", yani kışkırtıcı ajan böyle tanımlanıyor kaynaklarda...
 
Bu sözcüğü Robin van Persie için - üzülerek - kullanıyorum. Maalesef, dünkü hareketlerine, davranışlarına ve sportmenlik dışı tavırlarıyla maçı etkiledi. Önce taa Arsenal günlerinden arkadaşı Oğuzhan'la daha maçın başında "gider" yaptılar birbirlerine... Sonra hemen hemen girdiği her iki mücadelede itiş -kakışa başvurdu. Rakiplerini tahrik etti. Onların galiba en acemisi de Tosiç oldu. RvP'nin restine göğsünü kabartarak karşılık verdi. Evet, bir temas olabilir ama... Ne kadar sahici olduğuna seyredenler karar versin. RvP attı kendini yere. Ali Palabıyık'ın kırmızı kartı Tosiç'e çıkana kadar.
 
Sonra olay yerinden yüzüne hiç yakışmayan mağdur ve mazlum ifadesiyle ayrıldı. Tosiç'in acemiliği ile birlikte kart sonrası öfke kontrolu da sorgulanmalı. Akıl tutulmasıyla yaptıkları, cezasını artıracak her türlü gerekçeye uygundur.
 
Yeniden Robin van Persieye dönersek... Vodafone Arena'dan -elbette- kahraman olarak ayrıldı. 34 yıldır Kupa'da yenemedikleri Beşiktaş'ı eleyen golü attı. Kahramanlar sportmen olmak zorunda mı? Anlaşıldı ki böyle bir zorunluluk yok. RvP gösterdi bize gerçeği.
 
Oynamak isteyen taraf Beşiktaş'tı. Daha çok pas yapıyor, daha çok gol girişiminde bulunuyor, daha çok şut atıyor ve sürekli korner kazanıyordu. Bunlardan sonuç çıkmadı. Quaresma sağ kanatta yoktu. İçeri girip bir şeyler yapmaya çalıştı, olmadı. Oğuzhan gibi yaratıcı ve pozisyon hazırlayan bir adam, forvetten çok savunmaya yardımcı oluyor, oradan aldığı toplarla hücum etkinliği yaratırken zorlanıyordu. Babel çok etkili ve çalışkandı. Atiba ile ikisi işlerini iyi yaptılar. Golü en çok arayan adam Talisca'ydı. Onu da Şenol Hoca dışarı aldı. Cenk adeta uyuyordu. Fenerbahçe, Başakşehir maçında uyguladığı taktikten sonra yine farklı bir yaklaşım sergiledi... Sert, huysuz didişmelerle önce gerilim yarattılar, 40. dakikada Beşiktaş'ı 10 kişiye düşürdüler... İkinci yarıda darbeyi indirdiler. Hem de Van Persie ile...
 
Vodafone Arena'daki ilk yenilgi bu... Biraz tiyatro, biraz futbol... Biraz rol, bir gol! Tebrikler (!) Bay Persie!
 
 

Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin ardından spor yazarlarının görüşleri - Resim: 3

Van Persie ve Tosic! - Bilal Meşe (Milliyet)
 
Bu tip gerilimi yüksek derbilerde orta hakemin sorumluluğu bir kat daha artar. Oyuncuları sahada tutma adına psikolojik bir hisse kapılır, her nedense! Eğer her gerilimi yüksek pozisyon ve faulleri ‘nasihatla' geçirmeye kalkarsanız, ateşe odun atarsınız! Örneğin, Oğuzhan ve Van Persie ilk yarı boyunca hep didiştiler, Ali Palabıyık, araya girerek sürekli uyarılar yaptı! Çıkar ikisine de sarıyı, hem tansiyonu düşür, hem de olası gerginliklere davetiye çıkarma kardeşim!
 
Ne oldu? Gerginliğin faturası Tosiç'e kesildi! Van Persie'nin tuzağına niye düşüyorsun Tosic efendi! Hollandalı oyuncu top oynamak yerine sanırsınız ki sahaya ‘gerginlik' yaratmak için çıkmış, kötü niyetli! Oğuzhan'a çattı, baktı olmuyor Tosic'in üzerine oynadı, maalesef tecrübeli futbolcu aynalı sazan gibi oltaya atladı! Artı hakem faulü senin lehine vermiş, niye adamın üzerine yürüyorsun, kafanla dokunuyor, kızarıyorsun! Haaa pozisyonu objektif analiz edecek olursak, Persie, benzetme yerindeyse bir dövmediği kalmış! Yani ortada müthiş bir tahrik söz konusu, bize göre Van Persie de atılmalıydı.
 
Maça dönecek olursak; Tosic atılıncaya kadar, Beşiktaş rakibine oranla daha etkili bir oyun ortaya koydu. Pas yüzdesini ve baskısını üst seviyeye taşıyan Kartal, Talisca (2) ve Oğuzhan ile üç ciddi pozisyon üretti, ne var ki golle taçlandıramadı.
 
Tosic'in kırmızı kart görmesi, maçın tansiyonunu düşürürken, Fenerbahçe, Kartal'ın eksik kalışını iyi kullandı, benzetme yedindeyse, oyunu tek kaleye taşıdı. Güneş'in Talisca'yı çıkarıp, Mitroviç'i oyuna alması tartışılır bir hamleydi, bu da Fenerbahçe'nin ekmeğine yağ sürdü! Zaten eksik kalmışsın, bir de ilerde top tutamıyorsun, al Cenk'i Babel'i forvete çek, Mitroviç yerine çabuk bir oyuncuyu tercih et! Nitekim, Cenk'in ağır kaldığı pozisyon döndü, Beşiktaş'a gol oldu!
 
Van Persie'nin golünden sonra skoru eşitleme adına her türlü riski göze alan Beşiktaş, kalesinde çok ciddi tehlikeli pozisyonlar yaşadı, ne var ki son vuruşlarda aynı beceriyi gösteremediler.
 
Maçın özeti mi, Van Persie hem Tosic'i kızarttı, hem golünü attı, hem Fenerbahçe'yi kupada çeyrek finale taşıdı. Orta hakem Ali Palabıyık, ikinci yarıda öyle garip düdükler ve öyle kararlar verdi ki, gözlerimize inanamadık! Lens'in uzatmalardaki golünü niye iptal etti, onu da anlayamadık.
 
Eee Tosic efendi, Kartal'ı böylesi bir kritik mücadelede amatörce eksik bırakırsan, olacağı da budur! Profesyonellik, ne kadar tahrik olursan ol sahada kalmaktır. Bak Van Persie, ders al biraz emi!
 

Beşiktaş-F.Bahçe derbisinin ardından spor yazarlarının görüşleri - Resim: 4

Ne "zafer" ama! - Ercan Güven (Milliyet)
 
"Aslında galip sayılır bu yolda mağlup" Beşiktaş!.. Çünkü "yenildim" diye dertlenmesi gereksiz! Fenerbahçe'ye ancak "eksilince" yenileceği apaçık belli oldu ve bu hesapla (sanki) şampiyonluğu cebine koydu. Kupayı bıraktı ama mücadele kulvarlarını da Avrupa ve Lig ile ikiye indirdi ki, o da ayrı bir avantaj şampiyonluk için.
Elden geldiğince Fenerbahçelilere uymayan Beşiktaşlılara tebrikler bu arada. Yoksa bitmezdi bu maç.  
Fenerbahçe'ye gelince... Ben moral kazandığına bile inanmıyorum. Rakibi çıldırtarak kazanmak ne zamandan beri zafer oldu?
Beşiktaş Arena'nın tadı kaçtı vesselam, futbolun yüzü kızardı. Üstelik yeni stadında ilk kez kaybeden Beşiktaş tarafından değil, Fenerbahçe marifetiyle!
 
Beşiktaş'ın hiç aklına gelmeyecek bir baskıyla başladı maça Fenerbahçe... Advocaat kazanmak için kadro kurmuştu sanki. Takımın başlangıçtaki niyeti, mücadelesi de öyle gözüktü.  
Tabi Beşiktaş gibi bir güç karşısında sürdürmesi mümkün olmadı. Fenerbahçe  baskısı ancak on dakika devam etti. Bu arada Lens'in ayağından açtığı topla kaçırdığı bir fırsat var ki, Fenerbahçe'nin ilk yarıdaki tek gol şansıydı.
Devrenin geriye kalan yarım saatinde Beşiktaş üçgenler kuran, kanatlardan sel gibi gelen kendi oyununa evrildi. Fenerbahçe ise yaslandı tam bir deplasman takımı şekline girdi.
Aynı koşullar devam etse Fenerbahçe'nin hiç şansı yoktu.
 
Ama Fenerbahçe'nin biraz da tahrik kokan sertliği sürdü gitti. Bu sertliklere isyan eden Beşiktaşlıların başında Oğuzhan vardı. Takımın geri kalanı ise sinir küpüne dönmüştü. Oğuzhan'ın ilk 45 dakikası Alper'le, Van Persie ile tartışmakla geçti dense yeridir.
Sahada bu gerilim sürerken kafası futbolla meşgul olan Beşiktaş'tı... Uzun toplardan vazgeçip rakibe yüklenen Beşiktaş, Şener'in tarafından yaptığı her akında tehlike yaratıyordu. Çünkü Talisca'ya zimmetlenen Mehmet Topal, Şener'e yardım edemiyor, Lens'in savunmaya hiç katkısı olmuyor, hızlı Babel'e çok güzel alanlar kalıyordu solda. Quaresma'yı durdurmuştu ama Mehmet Topal'a rağmen Talisca'yı tutamıyordu Fenerbahçe.
 
Biri Oğuzhan'ın, üçü Talisca'nın dört gol pozisyonu ardından Van Persie olaya el koydu!
Lakin, el koyarken futbol ustalığını değil futbol sinsiliğini kullandı.
Zaten Oğuzhan'la itişiyor, seyirciye işaret çekiyor bu maçta tansiyon yükselmezse hiç kazanma şansları olmadığını biliyordu.
Devre bitmesine beş dakika kala ender bir Fenerbahçe hücumunda topsuz alanda hakem görmeden Tosic'e sarı kartlık işler yaptı Van Persie... Tosic tuzağa düştü. Aynı şekilde yanıt verdi ama hakemin gözü önünde.
Direkt kırmızı kartla oyundan atılan Tosic'i uzun süre teskin etmek mümkün olmadı çünkü işin kurdu olmuş Van Persie tarafından ketenpereye getirildiğini biliyordu.
Derbi sinir harbine döndü o anda. Devre arası yetişmese iki üç kişinin daha atılması, hatta Şenol Güneş'in tribüne çıkması işten bile değildi.
 
İkinci devre Fenerbahçe'nin karşısında on kişilik Beşiktaş vardı ki, artık durum eşitlenmiş sayılırdı!
Evet, Fenerbahçe ancak eksik Beşiktaş'a üstün gelebilirdi...  
İşin enteresan tarafı, Fenerbahçeliler'in sinirleri alınmış gibiydi soyunma odasında... İtiş kakışı bırakmışlardı. Hapşırsa atılacak Van Persie'yi çıkarmayan Advocaat da zararını Beşiktaş'ın gördüğü sinir harbinden memnun olmalıydı ki, "aynen devam" diyordu!
Neye devam? Psikolojikman yıpratmaya mı? Gerilime mi?
 
Eksilmeden önce ezildiği Beşiktaş'a artık karşılık verebiliyordu Fenerbahçe. Topu ileri taşıyabiliyor, Mehmet Topal bile rakip ceza alanı önünde dolaşabiliyordu. 49'da Sow'un kaçırdığı bir röveşata golden önceki işaret gibiydi.
Şenol Güneş, eksik takımını biraz daha dirençli kılabilmek için Talisca ile Mitroviç'i değiştirmek zorunda kaldı. Amacı Fenerbahçe'nin orta saha paslarını azaltmaktı.
Yetmedi tabi... Artık sahada bilinen Beşiktaş değil, pençeleri sökülmüş Kartal ve kalan izler ile rüzgar vardı.
 
Ve maçın bitmesine yirmi dakika kala derbinin başrol oyuncusu Van Persie'den Fenerbahçe'nin golü geldi... Galiba felek Beşiktaşlılar'ın sabrını sınıyordu.
İyi dayandı ev sahibi!  
İçine sindiren Fenerbahçeliler açısından ise bu büyük bir zafer!