15 saat sonra bulundu, bakın ilk neyi sordu!

Kitabını yazdığı Likya yolunda kaybolan amatör tarihçi Kate Clow, 15 saat sonra bulundu. Clow'un, yaşadığı su ve tuz kaybı nedeniyle jandarma ekiplerine ilk olarak 'Tuzunuz var mı?' diye sorduğu öğrenildi.

Antalya'dan Fethiye'ye kadar uzanan 535 kilometrelik Türkiye'nin ilk en uzun mesafe yürüyüş yolu olan Likya Yolu'nun 1999 yılında ortaya çıkarılmasında ve işaretlenmesinde önemli rol oynayan ve aynı zamanda bu yol ile ilgili 'Likya Yolu' adlı kitabın yazarı olan, 1997 yılında Türk vatandaşlığına geçip 'Kardelen Karlı' ismini alan amatör tarihçi Kate Clow, beraberinde Andrzej Leszek Wielochowski (73) ve Onur Dumlupınar (40) ile pazar sabahı Kemer ilçesine bağlı Beycik Bükü'nde kamp yaptı.

Burada yanındaki arkadaşlarından ayrılan ve Likya Yolu'ndan Kemer'e doğru dönüşe geçen Kate Clow, saat 12.00 sıralarında arkadaşlarını arayarak yolunu kaybettiğini söyledi. Hava sıcaklığının etkisiyle susuz kalıp kaybolan Kate Clow, 15 saat sonra jandarma ekipleri tarafından saat 03.00'de bulundu. Kate Clow ve Andrzej Leszek Wielochowski'ye, Hıfzıssıhha Kanunu gereği 65 yaş üstünün sokağa çıkma yasağı kuralını ihlal etmeleri nedeniyle Onur Dumlupınar'a ise aynı kanunun sahillerin kullanılmasının yasağı kuralını ihlal etmesi nedeniyle 3 bin 150'şer lira olmak üzere toplam 9 bin 450 lira ceza uygulandı.

SICAK HAVADA SUSUZ KALDI
Dünyanın en önemli 10 yürüyüş parkuru arasında gösterilen Likya Yolu'nun ortaya çıkmasında büyük katkıları olan Kate Clow, Beycik Bükü'nde nasıl kaybolduğunu anlattı. Pazar sabahı arkadaşlarıyla birlikte Beycik Bükü'ne gittiklerini anlatan Clow, pazartesi sabahı toplantıya yetişebilmek için tek başına patika yoldan şehre doğru ilerlediğini söyledi. Hava sıcaklığının etkisiyle susuz kalıp kaybolduğunu belirten Kate Clow, 15 saat sonra jandarma ekipleri tarafından bulunduğunu kaydetti.

GECE 03.00'TE BULUNDU
Likya Yolu'nda her noktayı bildiğini, D400 karayolundan denize giden patika yolda kaybolduğunu anlatan Kate Clow, şunları anlattı:
“Pazar sabahı arkadaşlarla beraber erken saatlerde sırt çantalarımızla birlikte denizde gidip yüzdük. Sonra Beycik Bükü'ne çıkıp kamp çadırı kurduk. Beraber bir gece kaldık. Pazartesi günü öğleden sonra bir toplantım vardı. Bu nedenle tek başıma geri dönmeye karar verdim. Bu yolu sadece bir defa kullanmıştım. O nedenle bu yolu çok iyi bilmiyordum. Dönerken patika sırtını takip ediyordum ama saat 11 gibi tam güneş varken o noktada patika sırtı sol taraftan sağ tarafa döndü. Tam tepe üzerinde beklemeye karar verdim. Çünkü çok sıcaktı ve o havada hareket etmek çok tehlikeliydi. Ağaçların altında gölge alanda kendime küçük bir yuva yaptım. Beklemeye başladım. İki arkadaşım beni merak etmiş aramaya başlamış. Ama telefonum çalışmıyordu. O nedenle arkadaşlarım jandarmaya haber vermiş. Arama prosedürleri başlamış. Gece 03.00'te bir ses duydum ardından ışıklar falan derken 'Kate Kate!' diye bağırmaya başladılar."